top of page

ARTER

  • 4 gün önce
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 gün önce

Toplantı arası hem kısa bir öğle yemeği hem de biraz sergi sıkıştırmak için Arter iyi bir bahane.





Arter, benim için İstanbul’daki birçok sergi mekânından biraz daha farklı bir yerde duruyor. Sadece ne sergilendiğiyle değil, bunu nasıl sunduğuyla da ilişki kurduran bir yapı. İçeri girdiğinde “hızlıca gezip çıkayım” hissi vermiyor; aksine yavaşlamanı, mekânla birlikte düşünmeni istiyor. Sergiler çoğu zaman net cevaplar vermektense soru bırakıyor ve bu da Arter’i daha kalıcı kılıyor.


Mekânın mimarisi ve sergi yerleşimleri de bu hissi destekliyor. Katlar arasında dolaşırken bir yönlendirilmişlikten çok, kontrollü bir serbestlik var. Işık, boşluk, ses ve ölçek bilinçli ama göze sokulmuyor. İç mimariyle çağdaş sanatın birbirini bastırmadan birlikte var olabildiği nadir örneklerden biri gibi geliyor bana. O yüzden Arter’de gezerken bazen sergiden çok mekânın kendisiyle baş başa kalıyorsun.

Benim Arter’le ilişkim biraz da buradan geliyor. Bir dönem Arter’le ilgili bir tasarım yarışma projesine katılmıştım ve o süreçte mekânı çok daha farklı bir gözle okumaya başlamıştım. Sergi alanı olarak değil; akış, deneyim ve his üreten bir yapı olarak düşünmek, Arter’in ne kadar katmanlı bir yer olduğunu fark ettirmişti. Belki de bu yüzden her gidişimde, yalnızca sergilere değil, mekânın kendisine de bakıyorum.














Arter, bana göre “kolay” bir sanat mekânı değil ama tam da bu yüzden kıymetli. Fazla açıklamayan, izleyiciye alan bırakan, bazen zorlayan ama samimi bir tarafı var. Şehirde çağdaş sanatla gerçekten temas etmek isteyenler için, hâlâ iyi bir durak olmaya devam ediyor.
















 
 
moore

INTERIOR/ARCHITECTURE/DESIGN

İletisim

Hakkımızda

Projeler

Mooreworld

YENİLİKLERDEN HABERDAR OLUN

  • Instagram
  • LinkedIn
  • Pinterest
  • TikTok

© 2019 Moore Design Studio

bottom of page